18 Views

Panik Ataktan Kurtulmanın 10 Etkili Yolu, Panik Atağı Nasıl Yendim?

Denenmiş Gerçek Yöntemlerle Sonuç Alın!

Yüzyılın hastalığı: Panik Atak ve Anksiyete.

Çözümü için net cevap vereceğim: Düşünme biçimlerinizi değiştirmeniz gerekiyor.

Kendi uygulamalarım ve sonuçlarımı referans göstererek,  ilaçsız, doktorsuz, antidepresansız uygulanmış ve sonuç alınmış yöntemleri sunmaktan büyük bir kıvanç ve mutluluk duyuyorum.

Aşağıda sıraladığım tüm yöntemleri kendim denedim, uzun zamanımı aldı (yaklaşık 4 yıl); fakat sonuç harika ve kesinlikle denemeye değer!

En nihayetinde yaşadığım kabus ve kötü günler geride kaldı 🙂 Yeniden doğmuşçasına sağlıklı ve son derece mutluyum. Yüce Rabbim herkese önce sağlık sonra mutluluk versin, ve bunları elde edebilmek için sabırla çabalamak ve ümidini bir an olsun kaybetmeden, büyük bir inançla hayatı kavrama değişimini gerçekleştirecek bir bakış açısını nasip etsin.

Eminim siz de bu problemle karşılaştığınızda şaşkınlık, çaresizlik, korku ve panikle bir sürü yöntem denediniz, ve maalesef sonuç alamadınız, tabii tahmin ediyorum ki büyük bir hayal kırıklığı içindesiniz. Ve hatta bütçenizi sağlığınız için acayip zorladığınızı düşünüyorsunuz. Sık sık ziyaret edilen Psikologlar, ve eğer Psikiyatriste yönlendirildiyseniz muhtemelen bazı ilaçlara ve antidepresanlara bağımlılık bile kazanmış olabilirsiniz.

Şu ana kadarki yöntemler işinize yaramadı, değil mi?  En ucuz, en etkili ve en sağlıklı yöntemi kendi sonuçlarım ışığında paylaşacağım.

 

Peki nasıl başlayacağız düşünme biçimlerimizi değiştirmeye?

Kısaca “Fabrika Ayarlarımıza Geri Döneceğiz”, yani Panik durumlar ya da anksiyete yaşamadan önceki bize, neden bunları yaşadığımızı tek tek çözümleyerek geri dönmeyi başaracağız.

 

Ben yaptım, bir kişi başarırsa, herkes başarabilir!

 

Hemen Başlayalım!

  • Doğru akıl yürütmek için çok sebep var, akıllı oldum, birşeyler yürümüyorsa bırakmayı da bildim.
  • Kendim oldum: Beni olduğum gibi sevecek ve takdir edecek insanlarla zaman geçirmeye başladım, diğerleriyle arama mesafe koydum, ya da çok nadir görüştüm.
  • Sadece ana odaklandım: bunu yapmaya başladığımda eski neşem ve dikkatim yerine geldi, kendimi boşu boşuna geçmişteki hatalarım ya da bana yapıldığına inandığım haksızlıklarla boğmuşum. Geleceği şekillendirmeye odaklandım ve yepyeni işlerle ilgilenmeye başladım. Eskiden iktisat mezunu bir perakendeciyken, şimdi web tasarımcı, grafik tasarımcı, e- ticaret uzmanı ve wellness danışmanı olarak bağımsız olarak çalışmaya başladım. Hatta bu çalışmalarım, 12 yıllık özel sektörde başlayıp devam ettiğim iş hayatım boyunca kazanamadığım gelirleri kazanmamı sağladı ve artık devlete vergi ödemem gerektiği için şahıs şirketi açmama bile vesile oldu.
  • Beni Panik Atak yapan kaygı ve korkularımı yenebileceğime inandım, her fırsatta korkularımı yenmeyi denedim, kaçmadım, üzerine gittim. Bir sağlık sorunu yaşıyorsam, bunu düzeltebileceğimi de fark ettim.
  • Hayat hem yaşamak hem de ölmek için vardı; bunun daha iyi farkına vardım ve ölmekten korkmadım. Kuran-ı Kerim okumaya başladım ve çoğu sure ve ayetlerde açıkça bu konuya nasıl yer verildiğini fark edince inanılmaz bir rahatlama yaşamaya başladım. Evet, dine yöneldim (kendi kendime-mucizevi bir şekilde) ve namaz kılmayı öğrenip, Kuran okumaya başladım. Her zaman Allah’a inancım tamdı, fakat maalesef ibadet etmek benim için yalnızca bazı Ramazan aylarında oruç tutmaktan ibaretti. Düzenli ibadet etmek harika bir meditasyon yoluymuş, bunu fark ettim ve karmaşık ve düzensiz olmaya başlayan beyin dalgalarımı meditasyonla/ibadetle sakinleştirmeye ve yatıştırmaya başladım.
  • Hayata sımsıkı tutunmaya başladım, yaşadığım bazı olumsuzluklar karşında hemen vazgeçmek ya da denemeyi bırakmanın tüm hayata büyük bir haksızlık olduğunu farkettim.
  • Eşya ile ilişkimi sınırladım (Gardırobumu sadeleştirerek başladım- ihtiyacı olanlara, özel sektörde çalışarak satın aldığım çoğu markalı kıyafetlerimin büyük bir kısmını bağışladım), kısaca eşyaya değil ruhuma öncelik vermeye başladım; ruhen sevdiklerimi çoğaltmaya başladım.
  • Her gün kendime yapabilirim dedim, aşırı sonuç beklentisinde içinde olmamaya çalışarak, özgün bir felsefe geliştirmeye odaklandım. Bakış açımı değiştirmeye yavaş yavaş başlayınca, artık madalyonun öteki yüzünü de görmeye başladım, ya da yazılan, çizilen ve yorumlanan herşeyi tersten okumayı da öğrenmeye başladım. Bu diğer insanların hakkımda düşündüklerini önemsememek ve hatta ailemin bile kırmızı çizgiyi geçtiği anlar olursa, onlar kaşısında da sağlam ve dik bir duruş sergilemeyi başarmayı içeriyordu. Ağlamadan, şikayet etmeden, kimseyi suçlamadan kazanılan bir dik duruş. Yani ne yaşadıysam bu benim eserimdi diyebilecek bir bakış açısı ve olgunluk.
  • Daha çok pozitif düşünmeye odaklandım. Beni, aklımı ve ruhumu sabote eden tüm negatif inanç kalıplarını ve tabuları fark etmeye başladım, farkındalığımı inanılmaz artırdım ve bu kalıplara yenilmeyeceğime dair kendime söz verdim. Her an, yeni bir ben yaratmaya kendimin en üst versiyonuna yükselmeye odaklandım. Bu tabii diğer insanlardan-çoğunluktan düşünme biçimleri sebebiyle uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor, fakat çok şükür ki yeni bir sizle aynı frekansa sahip insanlarla kısa süre içinde tanışıp arkadaşlıklar kurabiliyorsunuz. Asla bu konuda umutsuz olmayın, yalnız kalırım diye korkmayın ya da olmaz ki canım, imkansız diyerek bahanelerin arkasına saklanmayın. Bırakın yeni düşünme biçiminiz sizi yeni siz gibi insanlarla karşılaştırsın!
  • Bir amaç edindim, insanlara ve hayvanlara daha fazla yardım etmeye başladım. Bir sokak kedisi evlat edindim. Doğayı daha yakından incelemeye başladım. Mahallede yanından geçerken kafamı kaldırıp bakmadığım ağaç, çiçek, karınca ne varsa hepsini incelemek için birkaç dakikalığına durdum, yapraklara dokundum, çiçeklerle konuşmaya başladım. Kendime hayatı içime çekmek için daha fazla şans vermeye başladım. Kendime karşı inanılmaz bir mesafe yaratmışım, o mesafeyi aşmaya başladım yavaş yavaş…
  • Ve en önemli iyileşme etkenlerinden biri dengeli ve sağlıklı bir beslenme planı geliştirmek oldu. Özel sektörde çalışırken, iş yoğunluğu, stres, artan sorumluluklar ve koşuşturmacalar sebebiyle çoğu zaman kahvaltısız güne başlar ve gün içinde sayısız çay ve kahve içerdim. Akşam yemeği yerine abur cuburlar tüketir ve neredeyse  her gün tek sağlıklı öğünle yaşamaya devam eder olmuştum. Bu döngü artık kötü bir alışkanlık haline gelmişti. Dengesiz beslenmenin bana ne kadar zarar verdiğini sağlığımı ansızın kaybedince anladım. Bir gece yatağımda kalp krizi geçirdiğimi sanıp acile gittiğimde tüm dönüşümümü sağlayan süreç işlemeye başlamış benim için meğerse. Aynı anda, kahve ve çayı çok tüketmem  zamanla su tüketimimi de azaltmamı sağlamıştı, neredeyse günde yalnızca 2 bardak su içiyordum. Su yerine bol bol süt tozlu nescafe, çay, filtre kahveler vb. içecekleri gün içinde çalışırken farkında olmadan ard arda tüketiyordum. Welness değerlendirmelerim ve vücut kitle analizim sonucunda yaşıma, boyuma ve kiloma en uygun olan 3 litre suyu her gün tüketmeye başladım.
  •  Hayatımı ve düşünme biçimlerimi yenilemeye başlar başlamaz, wellness sektörüne daha fazla ilgi duymaya başladım. Artık wellness- yani iyi yaşam konusunda daha fazla makale, dergi, ve diğer tüm yayınları düzenli takip etmeye başladım. Bu süreç beni son zamanlarda stres sebebiyle aldığım toplam 20 kilodan hemen kurtulmak istemeye de yönlendirdi. İşte bu sırada  bir dostum aracılığıyla yeni bir programla tanıştım ve 2 ayda tam 12 kg , 3. ayda 20 kg vermeyi başardım. Bu konuda daha fazlası için şu yazımı da okumak isteyebilirsiniz.
  • Kilomu da verdikten sonra dengeli ve sağlıklı beslenmeye  ve haftalık yemek planları yapmaya başladım. Yiyecekleri ön pişirmeye hazırladım, sağlıklı saklama kapları satın aldım, buzluğu daha etkin kullanmaya başladım ve mutfakta hiç olmadığım kadar organize oldum. Yoğun bir çalışma rutinim vardı, artık kendi işlerimi yapmaya ve bu şekilde geçimimi sağlamaya başlamıştım ve dolayısıyla özel sektördeki yıllarıma göre çok daha fazla çalışmaya başladım; zaman kısıtı içindeydim. Mutfakta organize olmak bana yoğunken bile sağlıklı yemekler hazırlama şansını verdi. Şifalı bir beden kesinlikle mutfaktan geçiyor ve  şifalı bir ruh da şifalı bir bedenden. Mutfağa acayip önem verdim.

 

 

Yukarıda sıraladığım adımları başarmak için antidepresanlara ihtiyacınız yok, ben yapı olarak çocukluğumdan bu yana ilaç dostu değildim. Başım ağrısa dahi iç telkin yoluyla geçmesini sağlamaya eğilimliydim. Dolayısıyla olumsuz sağlık sonuçları geliştirdiğimi gördüğüm 30 yaşımda da, ilk işim hemen ilaç kullanmaya başlamak yerine hemen bir psikoloğa gitmek oldu. Psikolog da beni psikiyatriste yönlendirmedi Allah’tan (ki siz de tam tersi olmuş olsa da, verim alamadığınız yalnızca bağımlılık kazandığınız bir yöntemi hemen terk etmenizi öneriyorum) ve yalnızca 3 seans bir Psikoloğu ziyaret ettim, gerisini kendim halletmem gerektiğini 3. görüşmemden sonra hemen anlamıştım ve psikoloğa gitmeyi de bıraktım-zaten çok pahalıydı-bütçemi zorluyordu.

Çare ve çözüm bendim, kendimdim, bakış açılarımdı, içine doğduğum Dünyanın bana dikte ettiği yanlış düşünme biçimlerini değiştirmem gerektiği gerçeğiydi.

Bunu kısa sürede anlayabilmem benim en büyük şansım oldu- Çok Şükür Allah’ıma… Fakat tabii, 30 yıllık birikimi hemen değiştirmek mümkün olmuyor, deniyordum, yanılıyordum, başaramıyordum, eski alıştığım kalıplara, kendimi çoğu konuda sabote ettiğim düşünme kalıplarına, negatif bakış açılarına hemencecik dönüveriyordum. Neticede o kalıplar benim güvenli limanlarımdı, tanıdık hayaletlerimdi. Bana zarar verdiğini bilmeme rağmen alışkın olduğum düşünme yapılarını yenilerine tercih ediyordum ilk zamanlarda. Yaklaşık 4 yıl boyunca tüm bu fark edişlerimi bu konuyla ilgili ve farklı konularda da olmak üzere çok fazla kitap okuyarak pekiştirmek en büyük yardımcım oldu. Bilgi ve becerilerimi geliştirerek yeni bir ben yaratmayı başaracak cesareti, önce Yaradanıma olan inancıma, sonra kendi öz güvenimi geliştirmeyi başarmaya borçluyum.

Aslında yeni bir bakış açısı geliştirmemi sağlayan en önemli etken, doğru soruları sorup, doğru cevapları samimiyetle kendime vermekle başladı. Bir şekilde kendimle aramdaki blokajları kaldırdım, şeffaflaşmaya başladım. Bu yoğun bir kendime itiraf sürecini de beraberinde getirdi ve itiraf etmeliyim ki en zor kısım da bu oldu. Çünkü insanoğlu olarak hep hatayı karşı tarafta arama eğilimindeyiz, kendimize toz kondurmaktan hiç hoşlanmıyoruz.

Neticede, yaşadığım çoğu zor durumu, ve talihsiz diyebileceğim sonuçları kendimin yarattığını fark ettim. Hem de çoğunu şu naif iyi niyetim yüzünden yaratmıştım. İşte bunu anlamam benim için düşünme biçimlerimde bir devrim yaratmamı sağlayacak “click!” etkisi yarattı. Sorun bendim! benim yaklaşımlarım, bakış açılarım, aşırı iyi niyetli olmam, çok vefakar olmam, çok tavizkar olmam, nerede duracağımı bilememem, ya da nerede doğru hareketler yapacağımı bilemememdi. Aşırı duygusal olup ağlamayı tercih etmem, bana karşı herkesin nasıl da acımasız olduğunu tekrarlamam, sevdiklerimle ya da hayatımda önemli yer teşkil edip yaşadıklarım için beni eleştirenlerle bir yetişkin gibi tartışıp, kendi duruşumu gösteremeyişim vb. nedenlerdi. Doğru zamanda doğru sınırı çizememiştim, gerek iş hayatında gerekse özel hayatımda. Bu sebeple tam 30 yaşımda inanılmaz yol ayrımları yaşadım, aniden, hiç beklemezken. Ve aniden hastalanmam da yaşadığım olayların hemen akabinde gerçekleşmişti.

Bu süreçlerde bolca okumak, kendimi sakinleştirmeme ve doğru akıl yürütmeleri geliştirmeme acayip yardımcı oldu. Okuduğum kitaplar arasında özellikle yayınlarını sürekli takip ettiğim ve çoğu kitabını okuduğumu söyleyebileceğim bir yayınevini de önermek istiyorum. Paloma Yayınlarının tüm ilgili kitaplarını okumanızı öneririm. Yayınlarını o kadar çok sevdim ki web sitelerini yapmak da bana nasip oldu 🙂

Zor olsa da, yapamadığım hemen sonuç alamadığım dönemlerde ağlayıp kendimi sürekli üzsem de, denedim, asla vazgeçmedim! İçimde iyileşeceğime dair inanılmaz büyük bir inanç yarattım. Kaderimi bir üst versiyonuma yükselerek değiştirebileceğime olan büyük bir inançtı bu. Bu, şimdi zor olsa da yarın daha iyi bir gelecek demekti benim için.

 

Tüm deneyimlerim ve yeni bilgilerime inanarak ve inancımı her an sıcak tutarak, her günümü yeni hedeflerle boyadım ve çölde açan bir acayip çiçek oldum diyebilirim!

 

Unutmamalıyız ki, yeni bir ben/sen herşeye ve herkese iyi geliyor! Buna inan ve düşünme biçimlerin üzerinde çalışmaya hemen başla!

Göreceksin, Allah’ın izniyle daha iyi olacaksın…

Bunları da Okumak İsteyebilirsiniz